• AHMET MUHSİN ORUÇ ⇒ ŞEKER HASTALIĞINA BENİM İÇİN HAYATIM BOYUNCA ARTIK SANA ARKADAŞ TEŞHİSİ KONULMUŞTU BENDE KÖTÜ ARKADAŞ İSTEMİYORDUM BANA ZARAR VERİYOR DİYE VE DOĞRU ZAMANDA DOĞRU YERDE DOĞRU HEKİMLE KARŞILAŞTIM UYGULADIĞI TEDAVİ YÖNTEMİYLE ARTIK SAĞLIĞIMA KAVUŞTUM VE İLAÇ KULLANMIYORUM ARTIK. HERKESE TAVSİYE EDERİM YETER Kİ İSTEYİN VE BAŞLAYIN HAYATINIZ DEĞİŞSİN HER ŞEY İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM GÜZEL İNSAN
  • Zafer Sapmaz ⇒ Başarılı tedaviniz ve iyi hekimliğiniz için teşekkür eder, saygı ve sevgilerimi sunarım.
  • beko bornova servisi harun ⇒ Hocam wep sayfanız hayırlı olsun Başarılarınızın devamını dileriz.. http://www.bekobornovaservisi.com/
  • yunus emre kula KULA ⇒ http://saglamlarsigorta.com.tr/ Antalya Uygun Trafik Sigortası Olarak Başarılarınızın Devamını Dileriz
  • Hakan Duman ⇒ Karaciğer fonksiyonlarındaki bozukluk ve şeker hastalığım için biorezonans tedavisi görüyorum, tedavinin sonlarına doğru karaciğer değerlerim hiç olmadığı kadar iyi şeker (üç aylık) ise normal sınırların içine döndü. Kesinlikle tavsiye olunur. Teşekkürler Doktor Hanım ve Asistanı.

Yorum Yaz    |    Yorumlar

...:: bu sitede yer alan yazılar bilgilendirme amaçlıdır, doktor tavsiyesi yerine geçmez ::...

KANSER HASTALARINA DESTEK TERAPİ

Kanser hastalarında psikolojik destek, terapinin bütünleyici ve ayrılmaz bir bölümü olup, hastalığın fiziksel terapisini tamamlayıcıdır.

Biorezonans ile kronik enfeksiyonların terapisi, asit baz dengesinin kontrolünü destekleyen programlar, çeşitli detoksifikasyon programları ile kanser öncesi dönemde koruyucu hekimlik anlamında olduğu gibi, kanser terapisi sırasında kemoterapinin düzenli ve sağlıklı alınmasına yardımcı olmak yan etkilerin azaltılması ve yaşam konforunun arttırılması gibi sebepler ile kullanılabilmektedir.

 

İmmün sistem (ki hem kemoterapötiklerin kullanımına bağlı hem de hastalığın doğal seyri dolayısı ile sistem güçsüzdür) bu metot ile desteklenebilir ve vücudun problemler ile savaşma kapasitesi artırılabilir.

 

Kanser oluşumunda önde gelen sebeplerden olan jeopatik etmenlerin zararlı etkileri, bozduğu frekansların bu metot ile düzeltilebilme imkanı vardır. Metot bilgili ellerde jeopatik etmenler ve zararlı elektromanyetik maruziyetin tanınmasına olanak sağlar ve tekrar maruziyet söz konusu olmaz ise zarar minimuma indirilebilir.

 

Tamamlayıcı tıp bakışı açısından kanser ani gelişen akut bir olay olarak değil kronik süregelen uzun süreli problemlerin genetik temeller üzerinde bardağı taşırması ile ortaya çıktığını kabul eder. Bu nedenle hastanın yaşam şartları, ilaç yan etkilerinin düzeltilmesi yanında bu metot ile ağır metallerin eliminasyonu, detoksifikasyon organlarının (karaciğer ve böbrek gibi) desteklenmesi sağlanabilmektedir.

 

Biorezonans tek başına kanser terapi eden bir metot olarak görülmemeli, mevcut terapiye destek ve tamamlayıcı bir metot olarak bilinmelidir.

 

Hücre çoğalmasındaki anormali

 

Habis Hastalıklar

 

“Kanser” teşhisi kadar büyük ölçüde korku ve emosyon ile bağlantılı başka bir teşhis hemen hemen yoktur. Sadece adını telaffuzu bile birçok insanda, panik, duygularını bastırma ve kaçış olmayan (günün birindeki) kendi ölümü ile yüzleşme arasında bir düşünce ve duygu şelalesi yaratır. Aslında kanser başlangıç safhasında terapi edilebilen bir hastalıktır ve günümüzde artık birçok vakada ilerlemiş safhalarda dahi yaşam süresinin uzatılması ve iyileştirilmiş yaşam kalitesi için çok şey yapılabilmektedir. Bu teşhis ile sadece alternatif tıp yöntemleri ile terapi olmaya karar veren çok az insan vardır. Hastaların ekseriyeti klasik tıp imkanlarını kullanmaktadır: ameliyat ve gerekli veya mümkün ise kemoterapi ve/veya ışın terapisi.

 

Biorezonans terapisti hangi stratejiyi takip eder ? Diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi terapist kanser hastasında da terapi blokajlarını gidermeyi, detoksu aktive etmeyi, bağışıklık sistemini stabilize etmeyi, metabolizmayı ve vitaliteyi iyileştirmeyi ve mümkün olduğunca direk olarak tümörün yayılmasını frenlemeyi hedefleyecektir. En ideali hastalalığın nedeninden başlanmasıdır. Peki ama kanserin nedeni nedir? Bir dizi kanser türünde hastalığı tetikleyen faktörlerin toksinler (örn. Sigara kullanımı), kimyasallar, ilaçlar, virüsler, ışınlar vs. olduğu bilinmektedir. Alternatif tıp bunlara parazitler, gıda maddeleri vs. gibi bazı “şüpheli" unsurları da eklemektedir. Psikolojik etkinin rolü de tekrar tekrar tartışılmaktadır.

 

Kanser hastalığının, bağışıklık sisteminin organizmadaki aşılamayan bir “çöp” yükü karşısında yenilgiyi kabul ettiği, yıllarca süren bir negatif gelişmenin kendi kendini iyileştirme imkanlarının çökmesi ile son safhaya ulaştığı bir prosedür olduğu görülmektedir. Son yıllardaki en enteresan kanser oluşum teorilerinden biri, apoptosis adı verilen, hücrenin intihar sistemi ile ilgilidir.

 

Tüm vücut hücrelerimizin sınırlı bir yaşam süreleri vardır ve bunlar sürekli değişirler. Örneğin alyuvarlar yaklaşık olarak 100 gün yaşarlar ve bu da damarlarmızda 3,5 ay sonra yeni kan aktığına işaret eder. Tüm vücut hücreleri birkaç ayda bir değişir. Bugün aynada gördüğünüz insan, - nesnel açıdan – size öyle gelmese de artık altı ay önce gördüğünüz insan değildir… Aynı beden şeklini muhafaza etmemiz için her yeni oluşan hücre yerine bir eski hücre ölmelidir. Aksi taktirde bedeniniz giderek büyürdü.

 

Bu kontrollü hücre ölümünü gerçekleştirmek için organizma, çok iyi ayarlanmış bir sistem geliştirmiştir. Bilim insanları her sağlıklı hücrenin bir intihar genine (Gen bc1-2) sahip olduğu ve bunun aktivasyonu ile yaşlanmış hücrenin öldüğünü keşfetmişlerdir. Burada, hücre grubundaki komşu hücreler önemli bir rol oynarlar. Bunlar, doğru zamanda hücre ölümünü hazırlayan kimyasal medyatörler (ve biofotonlar?) üretirler. Bu mekanizma artık doğru çalışmadığı taktirde ne olur? Hücreler, yaşlanmış olanlar ortamdan uzaklaştırılmadan çoğalırlar ve bu da tümör oluşumuna yol açar. Tümör hücreleri genellikle olgunlaşmış hücrelerden daha ilkel hücrelerdir. Bunlar, çok fazla zarar veremeden bağışıklık sistemi tarafından yabancı olarak algılanır ve hızlı bir şekilde yok edilirler.

 

Araştırmacılar, her gün vücudumuzda binlerce tümör hücresinin oluştuğu ve bunların bağışıklık sistemimiz tarafından tanınarak imha edildikleri görüşündedirler. Peki, bağışıklık sistemi bu görevi artık gerektiği gibi yerine getirmediği taktirde ne olur?

 

Biorezonans için, titreşim bilgileri tam olarak bu mekanizmalara etki edecek bir dizi test ve terapi ampulü geliştirilmiştir. Bu şekilde tümörün çevresindeki doku, apoptosisi, diğer bir ifade ile tümör hücrelerinin ölümünü teşvik edecek şekilde uyarılır. Diğer ampuller ile bağışıklık sistemi stabilize edilir. Bu etki derecesi yüksek ampullerin uygulanmaları için biorezonans metodu ile ilgili sağlam bir eğitim alınmıştır ve tecrübe edinilmiş olması şarttır. Terapist, bu spesifik tümör terapisi yanında, genel, stabilize edici terapi adımlarını da uygulamaya koyar. Bu adımlar arasında, hemen hemen her zaman mevcut olan jeopatik yükün nötralizasyonu, ameliyat sonrası yara izlerinin oluşturdukları bozucu alanların giderilmesi, detoksu ve immün sisteminin stabilize edilmesi sayılabilir.

 

Birçok kanser hastası, klasik tip terapi yöntemleri yanında ayrıca doğal terapi yöntemlerine de başvurmaktadır. Biyofiziksel metodlar ile immün sisteminin desteklenmesi ve terapi blokajlarının giderilmeleri mümkündür. Bu şekilde muhtemelen apoptosis teşvik edilmekte ve böylece tümörün büyümesi engellenmektedir.

facebook.com/drmeltemkaraca

twitter.com/drmeltemkaraca

MUTLULUĞUN SIRRI BAĞIRSAKLARINIZDA

25 Kasım 2016, Cuma

BAĞIRSAK PROBLEMLERİ

"Yasal Uyarı : Dr. Meltem KARACA resmi web sitesidir. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz içeriklerin kopyalanması veya alıntı yapılması yasaktır.

Dr. Meltem KARACA

21.06.1976 Aydın Söke’de doğdu.1999 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. 2015 A.Ö.F Sağlık Kurumları İşletmeciliği okudu.

Tüm Hakları Saklıdır.
Copyright © 2024 Dr. Meltem KARACA

Sitemap  |  Tasarım : interbim.com